Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 1960'lı yıllarda kaleme aldığı notlarının bir araya getirilmesiyle vücûd bulan bu kitabın tek cilt halinde yayınlanan son baskısı, Hikmet Açısından, İnsan ve Davranışları, Ahlâkî-İçtimâî ve Hareket Perspektifi olmak üzere 4 bölümden meydana geliyor.

Şiir, kâinatın ruhunda saklı bulunan güzellik ve tenâsübün, varlığın çehresindeki tebessüm ve gönül açıcı keyfiyetin şâirâne ruhlarda ifade edilmesinden başka bir şey değildir. Bu yüksek ruhlar arasında öyleleri vardır ki, kalbleri bir hokka, Ruhu'l-Kudüs'ün solukları da, onların mürekkebi olmuştur.

Cumhuriyet, halkın seçme ve meşveret hakkı olan idare demektir ve onu kusursuz olarak ilk tâlim eden kitap da Kur'ân-ı Kerîm'dir. Cumhurî idareyi Kur'ân'a zıt göstermek, maksatlı değilse, tamamen bir bilgisizlik eseri; cumhuriyete taraftar olup da, onun kaynağını görmezlikten gelmek ise, inattan başka bir şey değildir.

Boşanma, ferdin nikâh kaydından sıyrılıp, kendini boşa alması ameliyesidir. Nâdiren dinlendirip rahatlatıcı görünse de, çok defa huzursuzluk ve sefaleti de beraberinde getirir.
Hikmet Açısından Bilgi
Okuma, mütalâada bulunma ve mârifet arayışında olma, ruhun en önemli gıdalarındandır. Bunlardan yoksun olmak ise, telâfisi imkânsız çok ciddî bir mahrumiyettir.
Okuyun
Hikmet Açısından Muhabbet
Ümit edilen zevklerin elde edilmesi, ümit gibi aşkın da ölümüdür. Ümit ve aşk, arayıcı ruhların kanatlarıdır ve arama esnasında hep onlarla beraber bulunurlar.
Okuyun
Hikmet Açısından Vicdan
İnsanın kendini ve kendi varlığını sezişinin unvanı olan vicdan; dileyen, sezen, kavrayan ve sürekli sonsuza açık bulunan bir ruh mekanizmasıdır.
Okuyun
Hikmet Dilinde Namus
Namus; iffet, vefâ ve sadâkatten hâsıl olan öyle mübarek bir hamurdur ki, harç olarak kullanıldığı binanın sarsılıp yıkılması hiç görülmemiş veya çok ender vâki olmuştur.
Okuyun
Hikmet Gözünde Yalan
Yalan, kâfirce bir lâfızdır. İnsanı, burada, vicdan-ı umumînin ona er-geç muttali olmasıyla değersizliğe, ötede de Cehennem'e mahkum eder.
Okuyun
Zayıf veya kuvvetli, yorumlardan biri sayılabilir. Bence bunu daha farklı anlamak da mümkündür. Bir kere burada anlatılan şeyler o günün mantığı içinde mütalâa edilmelidir. Şimdi, âyette O'nun tahtını tanınmaz hale getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?' deniyor. Buradaki 'Hidayet' kelimesini mücerret bir 'tanıma' şeklinde anlamak doğru olmaz. Çünkü, siyak buna uygun değildir. Belki değişiklik yapılan taht, yeni bir taht mı yoksa eskisi mi? Bunu anlamak için Belkıs'ın firasetini ölçmüş olabilir. Ancak asıl mes'ele bu da değildir. Burada esas olan, şu olsa gerek: Bir putperest veya güneşe tapan bir kadın düşünün, böyle bir kadın kendine nasıl bir taht düzenler? Herhalde, tahtına güneş şekilleri yapar, mabutlarının timsallerini işler, yıldız ve ay şekilleriyle süsler vs.. İşte Süleyman (as) böyle bir taht üzerinde değişiklik yapar ve o tahtı hidayete hazırlayıcı şeylerle donatır. Zaten Kur'ân-ı Kerîm'de de Süleyman (as) o tahtta herhangi bir ziyadelik veya eksiklik yaptı denmiyor... Sadece 'Nekkiru leha arşeha' deniyor. Yani 'Tağyir edin, tanınmayacak hale getirin' diye emrediyor. Böyle olunca yapılacak iş nedir? Tahtı, Şeâir-i İslâmiye ile donatmaktır. Bu da putperestliğe âit alâmetleri, timsalleri ortadan kaldırmakla olur. Ondan sonra da bakalım tahtı görünce verilen mesajı alarak hidayete erecek mi, ermeyecek mi? Tabii, Belkıs tahtı görünce hidayete eriyor. Çünkü o da selim bir fıtrata sahiptir.
Evet oldukça zeki ve geniş fikirli bir kadın olan Belkıs daha tahtı görür görmez, taaccübünü saklayamamış, verilen mesajı hemen almış, putperestliğin bâtıl bir yol olduğunu kavramış ve tevhide yönelmiştir.
Şüphesiz o da bir insandı ve fıtratı da, kâinâttaki vahdaniyete âit mesajları alabilecek bir mahiyette idi. Ancak, Saba Melikesi, temiz fıtratı, zekası ve fikri, basiret ile de destekli olmasına rağmen, daha önce hidayete erememişti. Çünkü putperest bir kavim içinde neş'et ettiğinden, o toplumun bâtıl inançlarına göre yetiştirilmişti. Bu da onun daha önce karşılaştığı vahdaniyete âit mesajları değerlendirmesine mani olmuştu.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin1 Sakınıp, bir kere dahi olsa nefsin hakemliğine düşmemelisin; zira ona göre senden başka herkes mücrim, her fert de talihsizdir. Bu ise, en doğru sözlünün beyanında şahsın helâki demektir. Sen, nefsine karşı oldukça sert, başkalarına karşı da yumuşaklardan yumuşak ol..! [Fethullah Gülen]
2 Tabiat, maddenin hususiyetleri ve onun yaratılıştan gelen özellikleri olduğuna göre, mevcudiyetini ona borçlu bulunduğu maddeden evvel olamaz. Öyle ise, varlık ve hâdiseleri ona dayamak ve onunla izah etmeye kalkışmak, bir aldatmacadan başka bir şey değildir. [Fethullah Gülen]
3 Teknik ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, gelecek adına ticaret ve onun vadettiği şeylerin rolü, tahminlerin üstünde şimdikinden de büyük olacaktır. Hatta hükümet ve iktidarlar, onun vesâyası altında günyüzüne çıkacak ve onun desteğiyle varlıklarını devam ettireceklerdir. [Fethullah Gülen]
4 Hakikatı bulma ve ona gönül verme ne kadar ehemmiyetli ise, bulduktan sonra vefalı olup, o yolda sebat göstermek de o kadar önemli ve üzerinde titizlikle durulmaya değer bir husustur. Vâkıa, ruhunda hakikatin aydınlığına ermiş birisinin kolay kolay yol ve yön değiştireceği de düşünülmez ya..! Sabah-akşam durmadan mihrap değiştirenlere gelince bunlar, hakikatı bulamamış bir kısım talihsizler veya onun kıymetini kavrayamamış idraksizlerdir.[Fethullah Gülen]
Gerçek aşk nedir?
Doğuştan bir mânâ ve nüve olarak hemen her ruhun önemli bir yanını teşkil eden aşk, gerçek ton ve rengini hakikî aşka inkılâp etmekte bulur ...
Namusu korumak
Sır bir namustur; onu koruyan -ister kendisine isterse başkasına ait olsun- namusunu korumuş olur. Onu fâşeden ise, şeref ve haysiyetini ...
Sevk u idare sanatı
Siyaset, halkı ve Hakk'ı hoşnut etme çizgisinde bir sevk u idare san'atıdır. Hükümetler, halkı, güç ve iktidarlarıyla şerlerden, adaletleriyle de ...
Aslına çevirmek
Hemen her insanda az-çok bulunması tabiî olan makam arzusu, şöhret hissi ve mansıp düşüncesi, eğer meşrû şekilde tatmin edilmezse ...