Büyüklük

Şahsî Kemâlât Üzerine

Tezkiyesiz nefisler için bulunduğu yeri, makamı bilmek oldukça tehlikelidir. Onun içindir ki, Cenâb-ı Hakk'ın en büyük lütfu, lütfunu bildirmemesidir' denilmiştir.

Bence sahabenin yolu da işte budur. Onlar Güneşler Güneşi (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile görüşmeleri sebebiyle birdenbire Kurbiyet-i İlâhî'ye mazhar olmuşlardır.. olmuşlardır zira huzurda insibağ vardır. Yani âdetâ Allah Rasûlü, nübüvvetine âit kudsî manâ ile sahabeyi şekillendirmiş, boyamış ve sahabe de bu manânın kanatlarıyla nebilerden sonra ulaşılabilecek en yüksek zirvelere uçmuş ve zirvelerde taht kurmuştur. Ne var ki, sahabenin pek çoğu vardığı bu zirvenin farkında bile değildir. Halbuki en büyük velilerin varabilecekleri en son nokta (münteha), onların daha işin başında (mebde) kazandıkları hâl'in gölgesidir. Sahabe sohbetteki insibağla, hiçbir berzaha uğramadan doğrudan doğruya urûcunu tamamlamış, kavsiyesinin öbür ucu sayılan 'Hakk'tan halka' dönüşü gerçekleştirerek nebilerden sonra hiçbir beşere nasip olmayan en büyük miracın kahramanı olmuşlardır.. olmuşlardır ama, çoğunluk itibariyle ne gidişlerini ne de dönüşlerini bilememişlerdir. Bu da Cenâb-ı Hakk'ın onlara ayrı bir lütfu ve ayrı bir ihsanı demektir. Tabii sahabe yolunu meslek edinenlerde durum da ikinci derecede böyledir. Onlar kapalı sandıklar gibidirler. İçlerinde ne olduğunu ve hangi zirvelere at koşturduklarını bilmezler. Niceleri onların himmetiyle derece derece yükselirken onlar kendilerini avam-ı nasdan bir insan olarak görürler. Bu da onları çeşitli vartalardan korur.. ve onlarda asla şatahat görülmez.

Niceleri de vardır ki, kendilerini sultan zannederler. Halbuki orada sandığı açılıp da neyi var neyi yoksa ortaya döküldüğünde bir dilenci dahi olmadıklarını anlarlar. Cenâb-ı Hakk bizleri böyle duruma düşmekten muhafaza buyursun (Amin). Bulunduğu yeri bilenlere de şunları hatırlatmakta fayda var:

1) İnsan hangi zirveye çıkarsa çıksın kendisini hep bir hiç görmelidir.

2) Rabbe karşı daima aczini ve fakrını itiraf etmelidir.

3) Kemâlâtlar şahsa mâledilmemeli ve şahs-ı ma'nevînin bir tezahürü kabul edilmelidir.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!



Bu kategorideki eskiler: