Büyüklük

Tükenme Çizgisi

İbn İshak veya İbn Hişam gibi magâzî yazarları vahyin kesintiye uğradığı dönemde, Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dağlara çıkıp hayat bezginliği izhar ettiğini yazarlar. Biz böyle bir yorumu Efendimize (sallallâhu aleyhi ve sellem) isnattan Allah'a sığınırız. Onun gibi peygamberlik hamulesini taşımaya hazırlanmış bir iradeden, irade zaafıyla arız olabilecek böyle bir niyet ve teşebbüsün söz konusu olabileceğini aklımızın köşesinden bile geçiremeyiz. Şimdi bunu böylece tespitten sonra vak'anın kısa bir analizini yapalım.

Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kırk yaşına kadar hep zirvelerde yaşadı. Uzun uzun uzletlere girdi ve insanlığın kurtuluşu adına çareler aradı-durdu. Evet, âdetâ tâ baştan Cenâb-ı Hakk, O'nun pak ve nezih rûhunu, nübüvvetin ağır yükünü taşımaya hazırlıyordu. Öyleki O, İlâhî bir şevkle, sanki bu uzletlerinde sürekli temrinler yapıyordu.. ve gün geldi vahiyle taltif edildi. Böyle bir paye ile şereflendirilme Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için, müjdelerin, muştuların en sevindiricisi, tabii aynı zamanda en düşündürücüsü olmuştu. Evet artık O'nun için insanlığın kurtuluşu adına bir kapı aralanmıştı. Ama bu arada hiç beklemediği bir hâdise olmuştu; vahiy birden bire kesilivermişti. Daha önceki sevincin yerini şimdi bir hüzün, hem de tahammül imkânı olmayan bir hüzün kaplamıştı. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi hassasiyet ve derin tefekkürü ölçüsünde düşünüyor, düşünüyor ve vahyin kesilişine bir yorum arıyordu. İhtimal O'nu en çok tedirgin eden de, acaba ben liyakatımı kaybetmiş olmayayım?' şeklindeki düşünceleri olabilirdi.. bu, eğer böyle idiyse, elbette ki kendisine âit bir yorumdu O'ndan başkasının böyle bir yorumda bulunması edepsizlik sayılırdı.

Evet, Allah Rasûlü, birden bire kaybolan ışık karşısında ve nübüvvetin ilk kıvılcımlarının tutuşmaya başladığı bir dönemde, hemen kesilmesinin şokuyla böyle düşünebilirdi.. bizim bakış açımız yönüyle değil, O'nun kendi hassasiyeti cihetiyle, böyle düşünmesi normaldi ve bu düşüncenin O'nda sıkıntı ve ızdırap meydana getirmesi de gayet makuldü. Diğer taraftan Ebu Leheb'in karısının şirretçe hâdisenin üzerine gitmesi ve her gördüğü yerde Efendimizle (sallallâhu aleyhi ve sellem) istihza ederek 'Artık şeytanın gelmiyor mu?' demesi de O'nu ciddi şekilde rencide ediyordu. İşte bu manâda dağlara çıktı. İnsanlardan ayrıldı. Ve kendini bütünüyle tefekküre verdi. İşin dış yüzü itibariyle onun davranışlarına bakan ve bu davranışları Efendimizdeki (sallallâhu aleyhi ve sellem) irade gücünü nazara almadan değerlendiren bir insan, 'Acaba bu insan intihar mı edecek?' diyebilir ve O'nun yağmur yüklü bulutlara benzer hüznünü böyle te'vil edebilirdi. Ama bu te'vil, kat'iyen Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) içinde bulunduğu rûh hâlini doğru olarak yansıtmamaktadır. Ve O'nu kendi büyüklüğüyle aksettirmekten uzaktır.

Burada, Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanların hidayeti mevzuundaki 'hırs'ını da -ki Kur'ân O'nun durumunu bu kelime ile ifade ediyor- düşünecek olursak O'nun davranışlarında kendi rûh yapısına göre daima böyle bir heyecanın mevcut olduğunu görürüz. Bu, insanlık adına kendini tüketme çizgisine gelmiş asil bir rûhun davranışlarındaki derinliktir. Bu hâli yakalayamamış insanların O'nu anlaması da mümkün değildir.

Kur'ân yer yer O'nun bu hassasiyetini ta'dil eder. Kullanılan malzemeler farklı olmakla beraber, 'onlar, bu Kur'ân'a îmân etmiyorlar diye sen kendini helak mı edeceksin?' meâliyle vereceğimiz birkaç ayet vardır.

Bir bakıma bu âyetler, insanı tükenme çizgisine getiren fedâkârlığı tasvir mahiyetindedir. O hep yaşatma arzusuyla yanıp tutuşmuş ve yaşama zevkini iradî olarak terk etmiş yüce bir rûh olarak ömür sürdü. Bu itibarla O'nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahyin kesilişindeki rûh hâlini düşünürken de meseleyi böyle değerlendirmek gerekir.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!



Bu kategorideki eskiler: